|
Yazarı: Mehmet MAZAK
Yayınevi: Kitapevi
Yıl: İstanbul, 2009
Özellik: 14 x 20 cm., X+164 sayfa, Türkçe,
Karton kapak.
ISBN No: 9789759173999
İstanbul, üç dünya imparatorluğuna, Roma, Bizans
ve Osmanlı Türklerine başkent olmuş,1600 yılı
aşan bir süre boyunca 120 den fazla imparator ve
sultanın hüküm sürdüğü mağrur şehir. Bu
özellikleri ile yeryüzünün nadide beldesi. Yedi
tepe üzerine kurulu İstanbul, Türk sanatının
şaheserlerini, tepelerine kondurmuş "taçlar"
gibi, Sultan camileri ile süslüdür. Bu görünüş
şehrin siluetine her yönden güzel, muhteşem ve
huzur verici bir manzara olarak aksetmektedir.
İstanbul’un keyfi ve ihtişamı Süleymaniye’dir.
İstanbul, şair ile arkeologun, sefir ile
tacirin, prenses ile gemicinin, kuzeyli ile
güneylinin, hepsinin aynı hayranlık duygusuyla
haykırdığı âlemşümul ve son derece büyük bir
güzelliktir.
İslam dünyasının “bir tarafı karaya, iki tarafı
denize bakan şehir” dediği “Ümm-i Dünya”,
dünyanın anası olan bu şehrin siluetinin denize
aks etmesinden dolayı ortaya çıkan manzaranın
âlemde bir eşi ve benzeri bulunmayan, iki kıta
ve üç deniz, işte size İstanbul"
Bu satırlarla başlıyor Mehmet Mazak'ın "Gündelik
Hayatından Renklerle Eski İstanbul" adlı
eserinin önsözü.
Mersin'in Erdemli ilçesinde yaşar iken 1983
yılında 12 yaşında iken ilk kez gelip gördüğü ve
bahar aylarında suyunu içtiği Tophane
Çeşmesi’den aldığı hazzın etkisiyle İstanbul'a
aşık olan yazar, hasrete fazla dayanamayıp, 1991
yılında tası tarağı topladığı gibi yerleşiyor
İstanbul'a.
Yerleşmekle de yetinmiyor ve İstanbul üzerine
kitaplar kaleme alıyor. Bugün artık İstanbul’un
geçmişte yaşadığı gündelik hayatı ve kültürü
üzerine kitaplar ve makaleler kaleme alma
bahtiyarlığına kavuşmuş bir yazar olarak
İstanbul'un tarihe gömülmüş güzelliklerini
tanımayanlara ve tanımayanlara anlatmaya devam
ediyor...
Ve diyor ki Mehmet Mazak, "İstanbul “bin
sevgilisi olan peri kızı”, güzeli arayanla
korkuncu arayan burada en cüretli arzularını
yerine getirir. İstanbul bir Babil’dir, bir
dünyadır, âlemin yaratılmasından önceki
karışıklıktır. Hiçbir şehir içinde yaşayan
halkın tabiatını ve felsefesini İstanbul kadar
iyi temsil edemez. İstanbul bir aşktır, bir
masaldır. İstanbul’u gören sevdasına tutulduğu
aşkını ömrü buyunca unutmaz, arar durur. Eski
bir İstanbul deyimi vardır: ”Tophane Çeşmesi’nin
suyunu içenin devası yoktur, ömrü boyunca sevda
çeker” demektedir..."
Eser, şehirlerin de tıpkı insanlar gibi hayatın
ve dünyanın ritmine uyarak değişim geçirmekte"
olduğuna dikkat çekiyor. Bilim ve tekniğin
ilerlemesiyle birlikte 19. yüzyıldan sonra
yaşanan değişimin öncesine oranla daha hızlı bir
seyir takip ettiğinin altını çiziyor ve
günümüzde ise 'yeni' ile 'eski'nin arasındaki
zaman farkı gittikçe daraldığını belirtiyor.
Bir dünya şehri ve imparatorluk başkenti olması
sebebiyle dünyanın belli başlı büyük
şehirlerinde yaşanan değişimdennasibini alan
İstanbul'un özellikle gündelik hayat
çerçevesinde yaşadığı değişim, Mehmet Mazak
tarafından hazırlanan ve Boğaziçi ve Kayıklar,
İçecek Kültürü, Çevre ve Temizlik Kültürü,
Aydınlatma Kültürü başlıkları altında yazılan
makalelerden oluşan bu kitapla resmedilmeye
çalışıyor.
Yazar, "Osmanlı dönemi İstanbul’unun gündelik
yaşantısı ve kültürü ile ilgili çeşitli
dönemlerde kaleme alıp, değişik dergilerde
yayımladığım makalelerimin bir kısmını bu eserde
birleştirmeyi uygun gördüm.
Osmanlı Devleti’nin son döneminde İstanbul’un
gündelik hayatından kesitler sunmaya çalıştığım
makalelerim dört ana başlık altında
bulunmaktadır: Boğaziçi ve Kayıklar, İçecek
Kültürü, Çevre ve Temizlik Kültürü, İstanbul’da
Aydınlatma Kültürü olarak belirtebiliriz. Bu
eserde Yeditepe’den yansıyan dört farlı
yaşantıyı kategorize ederek okuyucu ile
buluşturmaktan son derece mutluyum" diyor.
Gündelik Hayatından Renklerle Eski İstanbul adlı
eser Boğaziçi ve Kayıklar ile başlıyor. Bu
bölümde, Boğaziçi’nde Minyatür Su Sarayları, Su
Perileri ile Dans, Suyun Efendileri olarak
tanımlanan kayıkçılar ile tanışıyoruz.
Boğaziçi’nde Mehtap Seyrinin doğurduğu
romantizmle ilerliyon konular ve Şehr-i
İstanbul’da Kayıklar ve Kadınlar ile hasbihal
ederken birden Üsküdar’dan Göksu’ya giden bir
kayık iken buluyor okur kendi kitabın saygaları
arasında..
Kitabın ikinci bölümü çevre ve temizlikle
alakalı makalelerden oluşuyor; Fetihten Sonra
İstanbul’un Temizlik İşleri: Arayıcı esnafı,
Şehremaneti Döneminde İstanbul’un Temizlik
İşleri: Tanzifat esnafı ve Dersaadet
Sokaklarında İlk Hanım Elleri: Kadın çöpçüler
ile tanışıyoruz bu bölümde...
Osmanlı'nın içeçek ve aydınlanma kültürü ile
süren bölümlerde de tadına doyulmayan leziz su
kaynaklarında İstanbul'un fenerle aydınlanan
sokaklarına uzanıyor ve elektrikle tanışmasına
şahitlik ediyoruz...
|